Üreticiden Mağazacı
Olmaz!
1997 yılının Sonbaharı’nda bir seminer
salonunda Joseph Siegel’in sarfettiği bu sözleri ilk duyduğumuzda
biz en ön sırada oturanlar şaşkınlıkla birbirimize baktık.
O gün o salonu dolduran grup bu sözleri duymayı en son isteyebilecek
insanlardan oluşuyordu. Bizler ülkenin önde gelen hazır
giyim entegre gruplarından birinin üst yönetim temsilcileriydik.
Dünyanın önde gelen mağaza zincirlerine, hazır giyim markalarına
fason üretim yapıyorduk. Kendi markalarımız da vardı ve
bu markalarımız ülkenin dört bir yanında büyüklü küçüklü
pek çok değişik perakende noktalarında satılıyordu. Üretimi
çok iyi biliyorduk. Bizler üreticiydik.
Joseph Siegel’in bu sözlerini ciddiye aldık. Ciddiye almamız
için yeterince önemli sebebimiz vardı. Bir kere Joseph Siegel
modern mağazacılığın beşiği ABD’de uzun yıllar milyarlarca
dolarlık cirolara sahip büyük mağaza zincirlerinin tepe
yöneticiliğini yapmış, emekliliğinde de Ulusal Perakende
Federasyonu (NRF-National Retail Federation)’nun Başkan
Yardımcılığı görevini üstlenmiş birisiydi. Söyledikleri
50 yılı aşan mağazacılık alanındaki deneyiminin yansımalarıydı.
Bu sözleri ciddiye aldık. Çünkü o günlerde bizim gündemimizde
mağazacılık vardı. O zamana kadar mağazacılıkla ilgili tecrübemiz
yoktu. Sadece yurtdışı seyahatlerimizde Londra’da, Paris’te
tanınmış büyük markaların mağazalarını inceliyor, ‘acaba
biz de bu tür mağazalar açıp işletebilir, büyümemizi bu
alanda sürdürebilir miyiz’ diye kendi aramızda konuşuyorduk.
Joseph Siegel gibi bir mağazacılık ustasından bu işin nasıl
başlatılacağı, nasıl yapılabileceği konusunda ilk bilgileri,
ilk fikirleri alacağımız için heyecanlı bir şekilde o gün
o seminer salonunu doldurmuştuk. Ancak bu ilk sözleri itiraf
etmeliyim hepimizde tam anlamıyla bir şaşkınlık yarattı.
Joseph Siegel gözümüzün içine baka baka “boşuna niyetlenmeyin,
sizden mağazacı olmaz” diyordu.
Üreticilerin Mağazacılık Aşkı
1997’den bugüne 7 yıl geçti. 2004’te hazır giyim üreticilerinin
gündemleri hiçbir zaman olmadığı kadar sıcak. 2005 başında
kotaların kalkacak olması, Çin tehlikesi, düşen fiyatlar,
artan maliyetler, düşen sipariş adetleri, kapasite fazlalıkları,
vb hepsi yıllardır fason üretim yaparak büyümüş üreticileri
kara kara düşündürüyor. Artık fason üretim tek başına kârlı
bir iş modeli olmaktan çıktı çıkacak gibi...
Hazır giyim sektörü 2003’de ülkemize yaklaşık 8 milyar dolarlık
ihracat geliri kazandırdı. Milyonlarca insan bu sektörden
ekmek yiyor. Yeni gelişen koşullardan bu sektörün en az
hasarla çıkması o nedenle çok önemli. Herkes bunun nasıl
olabileceği üzerine düşünüyor, proje üretiyor. Gün geçmiyor
ki bununla ilgili bir toplantı yapılmasın yada bir sempozyum
düzenlenmesin.
Çoğunluğun üzerinde birleşmiş göründüğü bir alternatif var
: Markalaşmak...
Belli büyüklüğün üzerindeki üretici firmalarda ise gelişen
fikir mağazacılık alanına yatırım yapmak ve böylece üretilen
ürünleri direkt nihai tüketiciye satma imkanına sahip olmak.
Günümüzde artan sayıda hazır giyim üretim firmasının mağazacılık
konusunda proje başlattığını, bu alana yatırım yaptığını
görüyoruz. Büyük şehirlerin ana alışveriş caddelerinde,
alışveriş merkezlerinde yada outlet mağazalarının kümelendiği
bölgelerde gün geçmiyor ki değişik isimler altında bu tür
projelerin ürünü yeni mağazalarla karşılaşmayalım.
Peki hazır giyim üreticilerinin bu mağazacılık aşkı nereden
kaynaklanıyor ?
Hazır giyim sektörünün bugün karşı karşıya olduğu zorluklardan
işletmelerini en az hasarla çıkarmak isteyen belli ölçeğin
üzerindeki firmalar direkt olarak mağazacılığın kendileri
için bir çıkış yolu olabileceği düşüncesindeler.
Mağazacılık hazır giyim üreticileri için her zaman cazip
bir büyüme alanı olarak görülmüştür.
Mağazacıların brüt kâr marjları her zaman üreticilerin ağzını
sulandırmıştır. Eskiden bir üretici dostum devamlı yakınırdı.
İşin hamallığını kendisinin yaptığını, mağazacının kendisinden
1’e alıp 3’e sattığını ve esas parayı mağazacıların kazandığını
söyler dururdu.
Mağazacılık hazır giyim üreticisi için bir başka avantaj
daha yaratabiliyor : Direkt nihai tüketiciyle temas edebilir
hale gelecek olmak... Bu üretici için çok önemli bir unsur.
Çünkü bu şekilde üreticiler nihai tüketicinin istek ve ihtiyaçlarını
daha hızlı ve daha net bir şekilde algılama ve buna uygun
ürün geliştirme ve sunma imkanına sahip olacakları kanaatindeler...
Üreticileri mağazacılığa yatırım yapma konusunda motive
eden bir başka unsur da üretim kökenli İspanyol Inditex
grubunun Zara markasıyla mağazacılık alanında son yıllarda
gösterdiği üstün başarı. 1960’lı yıllarda İspanya’da ortaya
çıkan Inditex grubu bugün mağazacılık alanında gösterdiği
başarı ile tüm dünyada adından söz ettiriyor. Bu grubun
elde ettiği başarı ülkemizdeki pek çok üretici grup için
de cesaretlendirici bir rol modele dönüşmüşe benziyor. Pek
çok firmanın hedefi Türkiye’nin Zara’sını yaratmak...
Mağazacılıkta Başarının Sırrı
1997’de seminerin sonunda Joseph Siegel’i yakaladım ve konuşmasının
başındaki sözlerinin ne anlama geldiğini sordum. Öyle ya,
bizler mağazacılık konusunda yatırım yapmak istiyorduk ancak
üreticiydik. O ise bizim üretici olarak mağazacılıkta başarılı
olamayacağımızı söylüyordu. Kendisiyle uzun uzun konuştuk.
Başka ülkelerde karşılaştığı örneklerden bahsetti. ABD’de
aslında üretici olup mağazacılık da yapan firmalardan örnekler
verdi. Şimdiye kadar hem üretici hem mağazacı olup da başarılı
bir mağazacılık işi yürüten bir firmaya rastlamadığını anlattı.
Joseph Siegel’le daha sonra da ortak çalışmalarımız oldu.
Geçen zaman içinde dönem dönem geldi, birikimlerini bize
aktardı, bizim çalışmalarımız hakkında yorumlarda bulundu
ve bir bakıma bizi yönlendirdi.
Gerek kendi deneyimimiz gerekse incelediğim başarılı örnekler
mağazacılıkta başarının basit formülünü gün gibi ortaya
koyuyor : Odaklanmak.
Mağazacılar hedef kitlelerini net olarak belirlemeliler
ve sürekli olarak bu kitlenin beklentilerini karşılamaya
hatta bu beklentileri aşmaya odaklanmalıdırlar. Mağazacının
başarılı olmak için yapması gereken budur. Hedef kitleni
tüm demografik özellikleriyle net olarak belirle. Bu kitleyi
sürekli takip et ve istek ve beklentilerini çok hızlı bir
şekilde algıla. Ve buna yine çok hızlı bir şekilde yanıt
ver. Hızlı algıla ve hızlı yanıt ver... Yani ürün geliştirme,
üretim, planlama, fiyatlandırma, sunum, hizmet, vb stratejilerini
sürekli olarak hedef kitlenin gösterdiği davranış ve ihtiyaçlara
göre güncelle, yenile...
Böyle bir iş modelinin başarılı bir şekilde geliştirilebilmesi
için üretimin kendine has özellik ve önceliklerinden tamamen
uzak tutulması gereği apaçık ortaya çıkmaktadır.
Üreticinin önceliği fabrikasının boş kalmamasıdır. Bir üreticinin
hayatta duymaktan en çok zevk aldığı ses kuşkusuz dikiş
makinalarının sesidir. Sessiz bir konfeksiyon atelyesi,
kesim masaları boşalmış bir kesimhane, sessizliğe gömülmüş
boya kazanları... Bunlar bir üretici için kâbusun ta kendisidir...
Mağazacının ise tek derdi vardır. O müşterilerinin kendisinden
ne beklediğini öğrenme derdindedir.
Üretici model başına belli adetin üzerindeki üretimlerle
ilgilidir. Düşük adetli üretimler çok ilgisini çekmez. Mağazacı
için ise mağazaya koyacağı belli bir ürün grubunun tamamı
önemlidir.
Üretici için üretim maliyetinden hareketle hesaplanacak
fiyat önemlidir. Mağazacı için ise müşterisinin ödemeye
razı olacağı fiyat önemlidir.
Üretici için mevcut üretim kapasitesinin kısıtları önemlidir.
Mağazacı ise istediği ürünlerin tamamının hafta sonundan
önce mağazalarda olması önemlidir...
Bu örnekler çoğaltılabilir. Eğer üzerinde iyi çalışılmamış
bir mağazacılık stratejisi ortaya koymadan ve üretimin ilgi
ve etki alanından tamamen arındırmadan başlatılacak bir
mağazacılık projesinin başarısı büyük ölçüde şansa kalmış
olacaktır.
Joseph Siegel’in o gün seminer verdiği gruba ne oldu dersiniz
? O günlerde başlatılan çalışmaların neticesinde üretim
ve mağazacılık işleri birbirinden tamamen ayrıldı ve ayrı
birer kâr merkezi haline getirildi. Mağazacılık üretimin
önceliklerinden ve yönlendirmesinden bağımsız bir proje
olarak geliştirildi. Üretimle mağazacılık arasındaki çizgi
net olarak çizildi. Tepe yönetiminde görev taksimi yapıldı.
Bir grup kendini tamamen mağazacılık işine adadı. Muazzam
emek harcandı. Bu süreçte bir sürü hata yapıldı, kısa zamanda
farkedildi ve düzeltildi. Mağazacılık operasyonunun gerek
ürün geliştirme, tasarım, üretim ve merchandising süreçleri
gerekse ürünlerin sunulduğu mağazalardaki süreçler tek tek
geliştirildi ve sürekli “parlatıldı”. Bugün üretim işini
yürüten grup dünyanın önde gelen hazır giyim markaları ve
mağaza zincirleriyle stratejik düzeyde tedarik zinciri işbirlikleri
geliştiriyor. Onlara üretim yapmanın ötesinde değer katan
hizmetler sunuyor. Mağazacılık işini yürüten grup ise ülkemizin
en tanınmış ve başarılı modern mağazacılık örneklerinden
birini sergileyerek büyümesine devam ediyor.
İbrahim Arıt
Başa Dön
|